Söyle Bir Geçmişe Bakalım

geçmiş

Söyle Bir Geçmişe Bakalım

Bu yazı içerisinde benim gibi düşünen onlarca insanın ortak görüşlerimizi sunmaya çalışacağım. Herkes teknolojinin yeniliklerinden bahsederken, teknolojinin gelişimine sevinçle bakarken ben geri çağı yani eskiden’i anlatacağım.

Çok değil 2008 yılına gidelim beraber isterseniz? Ekran çözünürlüklerimiz 1024×768‘di, iPhone kullanıcıları iOS 6 işletim sistemindeydi, bilgisayarlarda kullandığımız işletim sistemi XP‘ydi, forum siteleri vBulletin 3.8‘di, facebook’da zaman tüneli olayı yoktu, lise yıllarında ki gençler öğlen aralarında bir yerlerde oturup sohbet ederdi. WhatsApp olayı yoktu mesela, 5 mesajdan sonrası ücretsiz olan dönemlerdi yada aylık mesaj paketleri vardı.

Yıl oldu 2018 ve aradan 9 sene geçti. Bu 9 sene de ne oldu da her şey bu kadar değişebildi? 2000 yılı ile 2007 yılı arasında bu kadar özlenen değişiklikler olmazken, bizler neden 9 yıl önceyi arar hale geldik?

Her teknolojik gelişmeye uyum sağladık, çabuk alıştık hep elde etmek istedik ve ettik. Bugün çoğu insanın cebinde iPhone x telefonlar, son model bilgisayar ve monitörler ve laptopların yaygınlaşmasını da bir tarafa bıraktım tabletler…

Son bir ay içerisinde geçmişe yönelik çok çalışma yaptım. Bilgisayarım artık XP işletim sistemi, ekran çözünürlüğüm 1024×768 ve dünyada hayranı olduğum tek telefon olan iPhone 4s. Bir aya kalmaz iOS x‘ya da geçiyorum ve WhatsApp‘ı kullanmayı bıraktım.

İşte tam bu nokta hepimizi ilgilendiriyor. Teknoloji ilerlerken onu takip etmemek, onu taklit etmemek bize sanki hayatımızın eksik olacağı hissiyatına götürüyor. Olay böyle değil işte, gördüm. Benim size tavsiyem dönün eskiye. Daha çok konuşan, karşımızda ki insanı daha iyi dinleyen bir kişiliğe geri dönelim. Çünkü bu biz değiliz. Toplum içerisinde bir kütüphane de, sinemada veya cafelerde ilk işimiz elimize telefon alıp fotoğraf çekmek ve instagram’da paylaşmak. İnsanların dikkatini çekmeye çalışmak. Peki neden? Sürekli ön planda olma arzusu neden? Farkettiniz mi, ön planda olma arzusu bizi hissizleştirdi, toplumu hissizleştirdi, duyguları hissizleştirdi.

Yaşı 20+ olanlar çok iyi bilirler eskiden bir mesaj geldiği zaman asla 2 satır olarak gelmezdi ve biz onu asla bugün olduğu kadar dikkatsiz ve önemsiz okumazdık. Tek satırlık geri dönüş yerine bizlerde uzun uzun yazardık değil mi? Bakın farkında değilsiniz ama sosyal medya ve teknolojiyi tam anlamıyla kullanmayı bilmiyoruz. Günlük boş zamanımız 2 saat civarında olduğunda bile facebook, twitter, instagram gibi sosyal ağlara ayıracak zamanı mutlaka bir şekilde bulup çoğu zaman odaklanmamız gereken birden fazla şeyin gerisinde kalıyoruz. Gece olunca ise bazen farkına varıp, gecenin sabahında hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam ediyoruz.

Dedik ya? Eskiden…

Bence uyan Türkiye!

Kaç defa bir arkadaşın yanındayken telefonuna bakmadan durabildin?

İnterneti kapatabildin ve sosyal medyayı açmadın?

Bunu kaç defa yapabildin?

Ben bir senedir hep bunu yapıyorum işte. Sizde bunu deneyin, pişman olmayacaksınız. Hayatınız olduğunu farkedeceksiniz, bir geleceğin olduğunu farkedeceksiniz.

Yazımın sonuna geldim, şu cümle ile bitirmek istiyorum;

Bırakın teknoloji gelişsin. Biz o karanlık çağlara geri dönelim...

Yazar ve Bilgileri: umut BirgüL

Kendi Halinde bir kuL işte bazen bir adem bazen bir alem !

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir