Anne Olmak

anne

Merhaba Arkadaşlar Bu yazımız bir anneye ait sizlerle paylaşmak istedik yazıyı yazan annemizde dileklerini sunmuş amma bizde tekrar herkese anne baba olmak nasip olur inşallah

İçinde taşıdığı varlığın kalp atışlarını bir ömür boyu duymak. İlk dişin, adımın, sözcüğün heyecanıyla eli ayağına dolaşmak. Geceler boyu uykusuz kalmak, bu yorgunluğu çocuğun bir gülüşüyle unutmak. Onun yiyeceği her şeyin tadına önceden bakmak. Onun her konudaki akla hayale sığmayan sorularını ustaca cevaplayabilmek. İşin gücün, koşturmanın arasında hala ona ayıracak zaman bulmak. Gecenin bir vakti, sırf çocuğu istedi diye üzümlü kek yapmak. Çocuğunu her düşündüğünde kendini gülümserken bulmak (hemen hemen her düşündüğünde!). beraber oynayacak heyecanlı oyunlar, sürükleyici masallar yaratmakta uzmanlaşmak. Evcilik dahil bütün oyunların başkahramanı olmak. Çocuğuyla çocuk olmak. Çocuğuyla büyümek. 7 gün 24 saat… bir ömür boyu… dünyanın en zor ama bir o kadar da keyifli işini, bir insan yetiştirmeyi, onu hayata hazırlamayı, en iyi şekilde yapmak demektir……
Bu yazı Turkcell’in anneler gününde gönderdiği bir karttan alıntıdır. Bu kart anneme geldiğinde bana vermiş ve anne olduğunda yazılanları daha iyi hissedeceksin demişti. Gerçekten de öyleymiş.

 



Bu aralar günlerimiz Tuana hanımın ek gıdalara başlayışının şerefine dolu dolu geçiyor. Yiyor içiyor uyuyor tekrar yeme vakti geliyor. Boş vakit kalmadı. Tuana hanımın yemeklerinden özel çocuk yemeklerine ya da yemek siteme koyabileceğim hoş tariflere fırsat kalmıyor.
Neler mi yiyor küçük hanım: Yoğurdumuzu günlük şişe sütten kendimiz mayalıyoruz. Bu iş için size de tavsiye edebileceğim Tefal’in yoğurt makinesini kullanıyoruz. Sütü uygun sıcaklığa getirdim derdiniz yok. Oda sıcaklığındaki süte mayayı karıştırıp gerisini Tefal’e bırakıyorsunuz. Günde bir kez pirinç unlu muhallebimiz var. Meyve suyunu elma, armut, mandalina ve havuçtan yapıyoruz. Yedi ayı doldurduğundan meyveleri püre şeklinde de hazırlıyoruz artık. Öğlen ve akşamları etli sebze, tarhana, domates, yayla çorbamız var. Artık alttan iki dişimiz çıkmaya başladı. Bu sebeple az tuzlu olmak şartıyla bizim yemeklerden de tattırmak serbest. Bir yaşına kadar muz, kivi, çilek, yumurta beyazı hariç diğer gıdaları tuzsuz yiyebilecek artık Tuana sultan.

Gülümsedikçe 2-3 mm görünen o tavşan dişler şimdiden tipini değiştirmeye başladı. Birkaç gündür eğer kendi isterse bir oyuncağa ya da yiyeceğe ulaşmak için öne doğru ve kol-bacaklarını tek tek atarak ilerlemeye başladı. Hatta birkaç kez ayağa kalkacakmış gibi emekleme durumundayken bacaklarını dimdik tutup poposunu kaldırdı. Bu dönem çok hızlı gelişiyor. Yanında olduğum ve her anını takip edebildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Artık kabağın kış sebzesi olmadığını, en sulu armudun deveci armudu olduğunu biliyorum. Küçükken anne-babama şaşardım nasıl biliyorlar bunları diye. İnsan yaşayarak öğreniyormuş meğer. Spora giderken Tuana’yı evdeki yardımcımıza bırakıyorum. Bu kadar ayrılıkla bile bebeğini bakıcıya bırakmanın ne zor bir şey olduğunu anladım. İlk dişini, ilk adımını görenin, ilk sözcüğünü duyanın kendim olamayacağını düşünmek bile ürkütücü. Doğumdan sonraki üç-dört ay boyunca bunları hissedeceğimi hiç düşünmezdim. O sürede anne olmanın ne demek olduğunu bile hissedememiştim. Ama artık biliyorum. İyi ki anne olmuşum, tüm zorluklarına katlanarak acısıyla tatlısıyla sevgili kuzumu yetiştiriyorum. Allah herkese bu güzel duyguyu göstersin inşallah



Author: umut BirgüL

Kendi Halinde bir kuL işte bazen bir adem bazen bir alem !

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir